UA-54830864-1

Ana Sayfa  |  Biz Kimiz  |  Reklam  |  Yayın Akışı  |  Üye Giriş / Kayıt  |  İletişim  

Ana Sayfa  /  Cinsel Sağlık  /  AİDS NEDİR ?
  • Facebook da Paylaş
AİDS NEDİR ?
  • 30-10-2016
  • 0 yorum
  • 4194 okunma
HİV VÜRÜSÜ NASIL BULAŞIR

AIDS NEDIR ?

 
Klamidya

Türkçesi Edinsel Bağışıklık Yetmezliği Sendromu olan AİDS, HIV adındaki virüsün neden olduğu, kan yolu, cinsel ilişki, anneden bebeğe doğum sırasında veya emzirme yoluyla bulaşan bir hastalıktır. HIV virüsü, vücuda girdiğinde hastalığa karşı direnç göstermemizi sağlayan bağışıklık sistemimizi yok eder. Böylece başka hastalıklara yakalanmamız çok kolaylaşır ve en basit bir soğuk algınlığına bile vücudumuz direnç gösteremez. Vücudunuzda, HIV virüsü olması, AIDS olduğunuz anlamına gelmez. Hem kadında hem erkekte görülen AIDS, her yaşta ortaya çıkabilir. Bu aşamada kişiye AIDS bulaşıp bulaşmadığı sadece yapılan kan testi ile anlaşılabilir.

Fakat bu virüs, vücuda girdikten hemen sonra hastalık görülmez. Ayrıca, bu virüsün vücutta bulunduğunu gösteren herhangi bir şikayet ya da belirtiye rastlanmayabilir. AIDS' e sebep olan HIV yalnızca yapılan kan testleri sonucu farkedilir. Yaklaşık 10-12 yıl sonra AIDS belirtileri görülmeye başlar. Bu zamana kadar kişi, virüsü başkalarına bulaştırabilir. Bu zaman süresince HIV Pozitif bir kişi hasta olmayabilir, ve AIDS'e dönüşmeden yıllarca sağlıklı olarak yaşayabilir.

İlk olarak 1981 yılında ABD’de ortaya çıkan bu hastalık, keşfinden hemen sonra hızla yayılarak; erkek, çocuk, siyah, beyaz, Latin, Asyalı, zengin, fakir demeden bir çok insanın ölümüne neden olmuştur. Ülkemizde 1985 yılından itibaren görülmeye başlanmıştır. Ülkemizde, Sağlık Bakanlığının 2014 verilerine göre, 8000’ e yakın hastanın olduğu saptanmıştır. En çok; İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya ve Bursa gibi büyük ve turistik yerlerde görülmektedir. Bunun en büyük sebebi de korunmasız cinsel ilişkidir. Hastalığa yakalananların yaklaşık üçte biri kadındır. Ülkemizde heteroseksüel erkeklerde çok görülse de homoseksüel ve biseksüel erkekler, madde bağımlısı kişiler ve hemofili hastalarında da bir hayli fazla görülür. Bir grup hastada ise hastalığın bulaşma nedeni bilinmemektedir. Günümüze kadar dünyada AIDS'ten 225.000 kişinin öldüğü kaydedilmiştir.

AIDS için halen kesin olarak bilinen bir tedavi yöntemi bulunmamaktadır. AIDS'ten korunmak bu tehlikeli ve ölümcül virüsün yayılmasını önlemek için uygulanabilecek tek yoldur. HIV, Human Immune Deficiency Virus, vücut bağışıklık sistemi virüsü, AIDS tamamen vücut bağışıklık sistemi ile ilgili olduğundan, hastalığa sebep olan virüse bu isim verilmiştir. Virüs,insan vücudunun hastalıklara karşı direncini sağlayan bağışıklık sistemini etkisiz hale getirmektedir. Vücut bağışıklık sisteminin etkisiz hale gelmesi, virüsten etkilenmeden önce kolayca baş edebildiği diğer hastalık mikroplarıyla artık çarpışamayacak duruma gelmesi demektir. Bu da basit bir enfeksiyonun bile ölümcül hale gelmesine sebep olabilir. AIDS hastalarının yarısından çoğu bağışıklık sistemlerinin etkisiz hale gelmesi yüzünden basit enfeksiyonlara yenilerek hayata veda etmişlerdir.

İnsan vücudu bir defa HIV virüsü ile enfekte olmuşsa artık bu virüsün hiçbir şekilde yok edilmesi yada vücuttan atılması mümkün değildir. Fakat, virüsün etkilerine engel olmak için bir takım ilaçlar geliştirilmiştir. Bunlardan ilki ve ençok bilineni AZT (Zidovudine) adı verilen ilaçtır. Bu ilaç virüsün çoğalmasını engellemektedir. AZT AIDS sebep olan HIV virüsünün meydana getirdiği belirtilerin görünmesini engellemekte ve AIDS hastasının yaşamının belli bir süre uzamasını ve daha kaliteli bir yaşam sürmesini sağlamaktadır.

Bilim adamları AIDS'le savaşabilmenin diğer yollarını aramaya devam etmektedirler. Son yıllarda bu konuda büyük gelişme kaydedilmiştir. AIDS'e karşı korunmak için aşıların testleri halen deneysel aşamadadır. 2010 yılının başlarından itibaren bu konuda başarılı sonuçlar kaydedilmektedir.

AIDS vücudun bağışıklık sistemini çökerten, bulaşıcı bir hastalıktır. Bu sistemin çöküşü ile AIDS hastaları öldürücü olabilen bir dizi sağlık sorununa maruz kalır. AIDS oluşumuna neden olan virüse, HIV adı veriliyor. HIV vücuda girdiğinde bu kişiye 'HIV POZİTİF' deniliyor. Bu kişiler tamamen sağlıklı görünebilirler. Dış görünüşlerinde hiçbir hastalık belirtisi olmamasına rağmen bu kişiler hastalığı başkalarına bulaştırırla

AIDS BELIRTILERI

 
Klamidya

AIDS belirtileri ve klinik bulguları bulaştıktan sonra ki belli evrelerde değişkenlik gösterebilir. Kişiye HIV bulaşmasının ardından yaşanan AIDS belirtileri pek dikkat çekmemektedir. Yaşanan belirtiler AIDS ’e özgü belirtiler olmamasından kaynaklı olarak bazen ayırt edilememektedir. Bu noktada HIV testi yaptırmak birden fazla partnerle korunmasız olarak cinsel ilişkiye giriliyorsa kişi için önem taşımaktadır.

Akut (kısa süreli) dönemde HIV bulaşmış kişilerin çoğunda bulaştan 2-6 hafta sonrasında meydana gelen, kısa ve geçici grip ve benzeri gibi ateşli hastalıklarının belirtilerinin geçirilmesidir. En sık görülen belirtilerin başında yüksek ateş, boğaz ağrısı, deride kızarıklık ve döküntüler gelmektedir. Yorgunluk, gece terlemeleri, baş ağrısı, eklem ve kas ağrıları, halsizlik, bezeler diğer erken dönem belirtileridir. Sayılan bu belirtilerin görülmesi kişiden kişiye farklılık göstermektedir. Hiç belirti görülmemesi ve ya da başka hastalıkların belirtileri ile karıştırılmaları olağan durumlardır. Bu belirtilerin bir kişide yaşanması, HIV ile enfekte olduğunu asla ifade etmez. Yaşanmamasıda HIV ile enfekte olmadığını asla ifade etmez. Korunmasız, şüpheli bir cinsel temas sonrası (anal, vajinal veya oral), HIV bulaşıp bulaşmadığını kesin olarak öğrenmek için HIV Testi yaptırmanız gerekmektedir. HIV virüsün erken dönemde tespit edilmesi, tedavi ve başkalarına yayılmasını önlemek açısından büyük önem taşımaktadır.

AIDS İLK BELIRTILERI

HIV, vücuda alindiktan 1-6 hafta içerisinde ilk çoğalma döneminde akut infeksiyona neden olur. Bu dönemde görülen belirtiler ve klinik bulgular, HIV infeksiyonuna özgü değildir ve değişkendir. Belirtiler ve görülme sıklıkları şu şekilde belirtilmektedir:

  • Ateş (%96)
  • Lenf bezlerinde büyüme (lenfadenopati) (%74)
  • Farenjit (%70)
  • Deri döküntüleri (%70)
  • Kas veya eklem ağrisi (%54)
  • İshal (%32)
  • Baş ağrisi (%32)
  • Bulanti ve kusma (%27)
  • Karaciğer ve dalak büyümesi (%14)
  • Pamukçuk (%12)

HIV virüsü tarafından bağışıklık sistemi zayıflatılan hastada, normalde zararsız olan birçok hastalık, hafif geçen ya da ender rastlanan bazı hastalıklar belirir. Ayrıca lenf bezlerinde büyümeler, ağız ve deride tekrarlayan uçuk, vücutta yara ve kırmızı lekeler, nedeni bilinmeyen uzun süreli ateş, gece terlemeleri, kilo kaybı, ishal, öksürük görülür. Ağızda pamukçuk, diğer bakteri, mantar ve protozoon hastalıkları gibi fırsatçı enfeksiyonlar ortaya çıkar. Ortaya çıkan bazı hastalıklar 2-4 hafta arasında kendiliğinden geçer. Şüpheli bir temas sonrasında erken teşhis koyabilmek için HIV testi yaptırılması önem arz etmektedir.

AIDS BELIRTILERI NE ZAMAN BAŞLAR ?

AIDS' e yol açan HIV virüsü bulaştıktan sonra, virüs çoğalarak bağışıklık sistemini yenmekte AIDS hastalığının belirtilerinin görülmesine neden olmaktadır. Ortalama bulaş olduktan 2-6 hafta sonrasında ilk belirtiler HIV virüsü bulaşan kişide görülebilmektedir. Yaygın kullanımda HIV ile ilgili tüm hastalıklar genel olarak AIDS ile anılmakta ise de aslında HIV virüsü bulaştıktan sonra geçirilen tüm dönemler HIV enfeksiyonu, bunun son basamağıda AIDS evresidir. Bu dönemde bağışıklık zayıflığı iyice belirgin hale gelir. AIDS Belirtilerinin başlaması CD4 hücrelerinin yıkıma uğradığı anlamına gelir. Genel olarak bu zaman zarfı ortalama 8 ila 10 yıl arasında olmaktadır. Bu süre bazı kişilerde daha da uzun olabilmektedir.

AIDS BULAŞMA YOLLARI

 
Klamidya

Cinsel ilişki yoluyla, kan yoluyla ve anneden bebeğine.Bir insanda HIV/AIDS olduğunu belli edecek net bir işaret yoktur. Kişinin kendi kendine tanı koyması mümkün değildir. Kesin tanı ancak alınacak kan örneği ile laboratuvarda yapılan HIV testi ile konulur. AIDS için kesin tedavisi henüz yoktur ve henüz koruyucu bir aşı bulunamamıştır.

AIDS'ten korunmak için şu önlemler alınmalıdır;

  • HIV/AIDS taşıyıp taşımadığı bilinmeyen kişi ile girilen cinsel ilişkilerde mutlaka kondom kullanılmalıdır.
  • Kontrol edilmemiş kan ve kan ürünleri kesinlikle kullanılmamalıdır.
  • Şırınga, iğne, jilet gibi her türlü delici ve kesici alet, başkaları ile paylaşılmamalıdır.
  • Çiftler evlilik ve hamilelik öncesinde AIDS için HIV testi yaptırmalıdır.

HIV vücut dışında yaşayamayan çok dayanıksız bir virüstür ve dış ortamda kısa sürede ölür. Bu yüzden el sıkışma, sarılma, dokunma, aynı tabaktan yemek yeme ile, tuvalet ve banyolardan geçme tehlikesi yoktur. Bu nedenle AIDS'e yakalananları gereksiz yere dışlamayınız, onlara destek olunuz.

HIV/AIDS kişiden kişiye 3 yol ile geçebilmektedir;

CINSEL YOLLA CINSEL YOLLA BULAŞMA

AIDS insandan insana en fazla kadın-erkek arasındaki cinsel ilişki yoluyla bulaşmaktadır. Bunun yanısıra, eşcinsel ilişkiler de AIDS bulaşması açısından önemli yollardandır. Cinsel ilişki sırasında kadın ve erkek cinsel organlarındaki, makattaki zedelenmeler HIV virüsünün sağlam kişinin vücuduna girmesine yol açar. Cinsel organlarda herhangi bir hasar olmaksızın da geçiş olabilir. Cinsel ilişki sayısı arttıkça bulaşma riski artmaktadır. Ayrıca HIV taşıyan bir kişi ile girilen tek sefer ilişkide de bulaşma olabilmektedir.

Cinsel ilişkide, kadın cinsel organının daha geniş bir doku yüzeyine sahip olmaları ve ilaveten meninin daha yüksek yoğunlukta HIV içermesine bağlı olarak, kadınlar daha fazla risk altındadırlar. Sosyal yönden riskli davranışlar; birden fazla kişi ile korunmasız cinsel ilişkide bulunmak, eşcinsellik, Fuhuş yapan seks işçileri ile korunmasız cinsel ilişkiye girmek olarak sıralanabilir.

Ülkemizde de AIDS vaka ve taşıyıcılarının büyük bir çoğunluğunda cinsel ilişki yoluyla bulaştığı kesin olarak belirlenmiştir. Bu yolla bulaşmanın engellenmesinde tek çözüm; herkesin "Güvenli Cinsel Davranışlar"ı benimsemesidir. Bunun için her iki eş karşılıklı tek eşlilik davranışı içerisinde olmalıdır. Bunun yanında cinsel ilişki ile bulaşmanın önlenmesinde bugün için bilinen yolun, ilişkilerde kondom kullanılması olduğu daima akılda tutulmalıdır. Kucaklama, okşama, sarılma, zedeleyici olmayan öpüşmeler ile AIDS bulaşmaz.

AIDS'ten korunmanın en güvenli yolu tek eşliliktir. İnsanların dış görünüşlerinden HIV ile enfekte olup olmadıklarını anlayamazsınız. Güvenli bir cinsel ilişki için kondom kullanınız.

KAN YOLUYLA BULAŞMA

HIV taşıyan kişiden alınan; kan, kan ürünleri, organ, doku ve spermin başkasına verilmesiyle virüs bulaşabilir. Buna bağlı olarak, kan nakline yoğun olarak ihtiyaç gösteren kişiler normal nüfusa kıyasla daha fazla risk altında kabul edilirler.

Kan yoluyla bulaşmanın diğer bir biçimi de, sterilize edilmemiş iğne, enjektör, makas, jilet gibi diğer delici-kesici aletlerin kullanılması ile olan bulaşmalardır. Damardan uyuşturucu kullananlar kendi aralarında ortak iğne, enjektör kullanmalarına bağlı olarak, en fazla risk altındaki gruplar arasında yer almaktadır.

Kan yoluyla bulaşmanın önlenmesi için, öncelikle tüm kan ve kan ürünleri ile organ, doku, sperm vs. veren kişilerin uygun testlerle taranması gerekir. Kan bankacılığı kurallarına göre HIV bulaşmış veya kontrolü yapılmamış kan ve kan ürünleri hiçbir şekilde kullanılmaz.

Bugün için dünyada ve ülkemizde kan ve kan ürünleri nakli yoluyla olan bulaşmalar düzenli tarama çalışmaları neticesinde büyük ölçüde kontrol altına alınmış durumdadır.Kan ve kan ürünlerinin kontrolü ve tek kullanımlık enjektör uygulamasının sağlık merkezlerinde kullanılması ile bu türlü bulaşmalara artık rastlanmamaktadır.

Ancak kan yolu ile bulaşmanın tamamen önlenebilmesi için, HIV taşıyan iğne, şırınga ve kesici aletlerle bulaşmaların da önlenmesi gerekir. Uyuşturucu bağımlılığı olan ve ortak enjektör kullanımı nedeniyle HIV bulaşan kişiler ise hem Avrupa ülkelerinde hem de ülkemizde artmaktadır.

ANNEDEN BEBEĞE BULAŞMA

HIV taşıyan anne, bebeğine bulaştırabilir. AIDS , hamilelik esnasında, doğum sırasında veya anne sütü ile bebeğe geçebilir. Anneden bebeğe bulaşma oranı kesin olarak bilinmemektedir.

Annneden bebeğine bulaşmayı en erken devrede tanımlamak ve gerekli önlemleri alabilmek için gebelik öncesi AIDS için tarama testleri yaptırılmalıdır.

AIDS için kesin tanı için laboratuvar tetkikleri yapılmalıdır.

HIV için yapılan ilk tarama testleri ile pozitif bulunan tüm örnekler mutlaka daha ileri teknik gerektiren western blot doğrulama testi ile incelenir. Çünkü başka nedenlere bağlı olarak yalancı pozitiflik görülebilmektedir. Doğrulama testi ile tekrar pozitif bulunan kişi HIV/AIDS demektir.

AIDS NASIL BULAŞIR ?

 
Klamidya

AIDS en sık görülen bulaşma yolu cinsel ilişkidir, AIDS' e yol açan HIV virüsünün 2 tipi vardır.

HIV-1 dünyada en yaygın,
HIV-2 ise nadir görülen AIDS hastalığına yol açan virüsüdür.

AIDS, bulaştığı vücutta, vücudu hastalıklara karşı koruyan bağışıklık sistemini zayıflatır ve hatta yok eder. Mikroplara karşı bağışıklığı yani direnci azalan vücutta, HIV'in yanında, çeşitli fırsatçı enfeksiyonlarda hastalıklara neden olurlar. Zatürree, cilt kanseri, bunama bunlardan bazılarıdır.

  • HIV virüsü, kan yoluyla, HIV Pozitif kişinin kan, kan ürünleri, doku veya organlarının nakliyle,
  • HIV/AIDS olan kişiyle yaşanan Cinsel ilişki ile,
  • Hamileliğinde HIV/AIDS taşıdığının farkında olmayan anneden, çocuğuna bulaşır. En fazla bulaşma yolu da anne sütüdür.

HİV virüsü taşıyan partnerle cinsel ilişki kuran kişi başka cinsel hastalık taşıyorsa (Bel soğukluğu, frengi, hepatit herpes vs.) doku hasarı nedeniyle bulaşma riski katlanarak artar. Ayrıca partnerin yaşı, hastalığın evresi, ilişkinin şekli ile risk değişir. Kadınlarda menstrüal kanama zamanındaki ilişkide risk yüksektir. Ne kadar farklı kişi ile cinsel ilişki kurulursa HIV kapma olasılığı o denli artar.

HIV/AIDS CINSEL YOLLA NASIL BULAŞIR ?

Korunmasız yapılan tek bir cinsel temasda bulaşma riski tam bilinmemekle birlikte, HIV'in erkekten kadına ve kadından erkeğe geçtiği kesin olarak bilinmektedir. Erkekten kadına geçiş mekanizması, kadından erkeğe geçiş mekanizmasına göre daha iyi bilinmektedir. infekte erkeğin menisinin HIV içerdiği, bunun da büyük olasılıkla zaten meninin içinde bulunan lenfositlerin infekte hale gelmesi şeklinde olduğu yolundadır. Vajenin içine giren HIV'in viral çoğalmayı başlatabilmesi için kan dolaşımına girmesi gerekmektedir. Vajenin çeperindeki ufak yarıkların virüsün kan dolaşımına girmesindeki esas yol olduğu tahmin edilmektedir. Bazı çalışmalar göstermektedir ki; kadınlar tek bir cinsel temas sonrası infekte olmaya erkeklerden daha yatkındırlar. Bu fark, vajen mukozasındaki potansiyel virüs giriş yerlerinin, penis yüzeyindekine oranla çok daha fazla olması ve dolayısı ile vajenin penise göre daha büyük miktarda infeksiyöz materyale maruz kalması ile açıklanmaktadır.

Afrika'da yapılan bazı çalışmalar, erkeklerde HIV infeksiyonu ile genital ülser varlığı arasındaki bağlantıyı göstermektedir. Hekimler, erkeklerdeki genital ülserlerin varlığının tıpkı vajen çeperlerindeki yarıklar gibi virüsün kan dolaşımına girmesini sağladıklarını ileri sürmektedirler. Ancak, HIV'in geçişi için mutlaka genital ülser bulunması gerekmemektedir.

Şüphesiz yukarıda sayılan faktörlerin dışında bazı faktörler de, heteroseksüel temas yolu ile virüsün bulaşmasında rol oynamaktadır. Menstrüasyonun olması, aynı zamanda başka mikroorganizmalarla kişinin infekte olması, derinin durumu, cinsel temas öncesi deri bütünlüğünü bozan kimyasal iritanlara maruz kalma gibi faktörler HIV'in geçişi için rol oynamaktadır. Bu faktörlerin her birinin HIV infeksiyon riskini ne kadar artırdığını kanıtlamak ise oldukça güçtür.

SPERM İLK OLARAK NE ZAMAN HIV İÇERIR ?

Primer infeksiyondan sonra belli aralıklarla meninin incelendiği ufak bir araştırma yapılmıştır. Araştırma kapsamındaki üç hastanın spermlerinde, infeksiyonun ilk klinik belirtileri ortaya çıktıktan sonra dört hafta süresince, zidovudin kullanımından bağımsız olarak, birden fazla laboratuvar tekniği ile inceleme sonucu HIV saptanmıştır. Yeni infekte olmuş bir kişinin HIV'i başka bir kişiye sperm yolu ile ne zaman bulaştırabileceği bilinmemekle birlikte, HIV infekte her erkek her an HIV'i bulaştırabilir diye kabul edilmektedir. Primer infeksiyon sırasında HIV'in vücutta yaygın olarak bulunması ve infeksiyonu takip eden haftalar içinde spermde HIV'in varlığı, büyük olasılıkla kişilerin HIV infeksiyonunun kaptıkları andan itibaren bulaştırıcı olduklarını göstermektedir.

Spermin içinde virüs bulunması infekte erkeklerden hamile kalmayı isteyen HIV negatif kadınlar için ciddi riskleri beraberinde getirmektedir. İnfekte menideki virüsün inaktive edilmesi, kadının yapay olarak döllenmesi ve bu yolla hem annenin hem bebeğin infeksiyondan korunmasının mümkün olduğu çok az sayıda araştırma ile gösterilmiştir. Hekimler, bu yolla ancak birkaç gebelik sağlayabilmişlerdir. Sonuç olarak bu bir araştırma yöntemidir ve uygulanabilirliği çok çok düşüktür.

HIV infekte eşten ayrı, başka bir erkek tarafından verilen sperm ile yapılan yapay döllenme işlemi de HIV infeksiyon riskini tamamen yok etmemektedir. infekte olduğu başlangıçta bilinmeyen vericilerden alınan menilerle yapılan yapay döllenme işlemlerinde anneye HIV bulaştığı pek çok araştırmada gösterilmiştir. Son yıllarda, sperm vericilerinde HIV taraması yapay döllenme öncesi şart olmuştur. HIV antikorları negatif olan vericilerin spermleri, 2-4 ay sonra yapılan ikinci antikor testine kadar dondurularak saklanmaktadır. Yapılan bu iki testin de negatif çıkması durumunda, spermlerin HIV içermediği kabul edilerek kullanılabilmektedir.

HIV Pozitif Bir Partnerle Girilen İlişkide HIV/AIDS Bulaşma Riski Nedir ?

HIV pozitif bir partnerle girilen her bir vajinal ilişkide HIV kapma riskinin tam olarak ölçülmesi imkansız olmakla birlikte, Avrupa'da yapılan geniş çaplı bir araştırmanın sonucuna göre tahminler yapılabilmektedir. Bu araştırma kapsamında 304 HIV negatif kişi ve partnerleri değerlendirildi. Bu kişilerin tek risk faktörleri HIV pozitif partnerleri ile cinsel temasa girmeleri idi. Bu kişilerin 196'ı kadın ve 108'i erkekti. Bu çiftler ortalama 20 ay boyunca izlendiler ve HIV varlığı açısından test edildiler. İnfekte partnerlerin hastalıkları veya ölümleri nedeniyle araştırma kapsamına dahil olan çiftlerden %40'ı cinsel temaslarına son vermelerine rağmen, 256 çift çalışma süresince en az üç ay süre ile cinsel aktivitelerine devam ettiler. Araştırma boyunca çiftler toplam 15 000 kez cinsel temas üzerinden incelendiler.

Çiftlerin %48'i düzenli olarak kondom kullanırken, diğerleri ya düzensiz kullandılar ya da hiç kullanmadılar. Düzenli kondom kullanan çiftlerden hiçbirinin eşine HIV infeksiyonu bulaşmadı. Kondomu düzensiz olarak kullananlar incelendiğinde, HIV infeksiyonu bulaşma oranı yaklaşık olarak her 1000 ilişkide 1 olarak saptandı. Bu risk oranı, eğer partner AIDS basamağında ise 4 katına çıkıyor, partner asemptomatik dönemde ise 1000'de 0.7'e iniyordu. Bu araştırmanın en büyük eksikliği erkekten kadına bulaşma oranı ile kadından erkeğe bulaşma oranı arasındaki farkı belirtmemesidir. Ancak, diğer araştırmalar göstermektedir ki; her cinsel temasta erkeğin kadını infekte etme riski, kadının erkeği infekte etme riskine göre iki kat daha fazladır.

Bu araştırma sonucuna göre HIV infeksiyonu için bulunan başka bir risk faktörü de genital ülserlerdir. Genital ülserlerin varlığı, genital ülseri olmayanlara göre HIV infeksiyon riskini 5 kat artırmaktadır. Genital ülserlilerin oluşturduğu bu grupta, 24 ay sonunda toplam serokonversiyon oranı çok yüksek bir oran olan %40 olarak tespit edilmiştir. Kondom kullanmadan yapılan anal ilişki, kondom kullanılarak yapılan anal ilişkilere oranla ek bir risk taşımaktadır; ancak korunmasız olarak anal ilişkiye giren çift sayısının çok az olması bizi yanlış risk tahminlerine götürebilmektedir. Kondom kullanmadan anal temasa giren çiftlerin 24 ay sonunda serokonversiyon oranı yaklaşık %28 olarak bulunmuştur.

Ayrıca, 39 çift vajinal temas sırasında kondom kullanmalarına rağmen, korunmasız oral ilişkiye de girdiklerini belirttiler. Bu grupta hiç serokonversiyon saptanmadı. Bununla beraber, korunmasız yapılan oral ilişkinin HIV infeksiyon riski taşımadığı söylenememektedir. Çünkü araştırma kapsamına dahil olan çift sayısı bir sonuca gitmek için yeterli değildir.

Bu araştırmanın sonuçları, uzun bir süre boyunca aynı partnerle cinsel temasta bulunan kişilere dayanmaktadır. Birden fazla değişik partnerle korunmasız cinsel temasa giren kişilerin değişik infeksiyon riski altında oldukları çok açıktır. Sonuç olarak, kondom kullanımının cinsel temas sırasında virüsün bulaşmasını önlediği çeşitli kanıtlarla desteklenmektedir.

AIDS NASIL BULAŞMAZ ?

HIV virüsü vücudun dışında yaşayamayacağından aslında bulaşması zordur.

  • Tükürükle,
  • Terleme ile,
  • Deriye dokunma ile,
  • Başkasının havlusu ile,
  • El sıkışma ile,
  • Kucaklama ile,
  • Yanaktan öpüşme ile,
  • Yiyecek içecekten,
  • Ortak tabak çanak kullanımı ile,
  • Havuz ve tuvalet kullanımı ile,
  • Aynı evi paylaşmakla
  • Başkasının giysisini giyme ile

HIV/AIDS Bulaşmaz.

AIDS 'TEN KORUNMA IÇIN ÖNERILER:
  • Sağlıksız cinsel ilişkiden kaçının,
  • Kontrolsüz kan ve organ transferlerinden uzak durun.
  • Anneden bebeklere özellikle "anne sütü ile" bulaşabileceğini unutmayın. AIDS'in %3-5 oranında bu yolla bulaştığı saptanmıştır. Anne-çocuk ilişkisinde mutlaka doktor tavsiyesine uyulmalıdır. HIV virüsü taşıyan bir annenin doğuracağı çocuğa HIV virüsünün bulaşma oranı % 30 civarındadır.
  • Damardan ilaç bağımlısı olan hastalar ile damardan uyuşturucu kullananlar özellikle dikkatli olmalı, enjektörler bir defa kullanılıp, atılmalıdır.
  • Cinsel yolla AIDS bulaşmasına engel olmak için, çok eşlilikten kaçınılmalı, gerektiğinde prezervatif kullanılmalıdır. Güvenli cinsel eş seçilmelidir. En güvenlisi ise tek eşli yaşamın tercih edilmesidir.
  • Kullanılmış şırınga, iğne, cerrahi aletler, diş hekimliği aletleri, dövme aletleri, jilet, makas vb. gibi tüm kesici ve delici aletler ile bulaşma olabileceği akıldan çıkarılmamalıdır.
HIV VIRÜSÜNÜN DEZENFEKSIYONU NASIL YAPILIR?
  • HIV vücuttan çıktığı zaman son derece dayanıksız olan bir virüstür. Kan, Sperm ve vajina sıvısındaki virüs dış ortamda en fazla 1 saat canlı kalır. Bulaşmış eşyadaki virüsün yok edilmesi için sulandırılmış (1:10) çamaşır suyu ile 10 dakika bekletmek yeterlidir.
  • Deriye bulaşma durumunda sabunlu su ile yıkanır. (en az 20 sn.) Yıkama sonrası alkol sürülmesi yarar sağlar. Mükoz membranlar sadece su ile yıkanabilir. Yara üzerinde bulaşma varsa önce sabunlu su ile yıkanır; üzerine tentürdiyot, betadine gibi antiseptik sürülür. Kaynatılabilir eşyalar birkaç dakika kaynatılır veya 60 derecede 30 dakika ısıtılır. Temizlik için Ultraviyole ışınları tercih edilmez.

HIV / AIDS tüm dünyada hızla yayılmaktadır.

HASTALIĞA AIT ÖZELLIKLER ;
  • Kan yoluyla ve cinsel ilişkiyle hızla yayılabilmektedir.
  • Kadınlarda ve erkeklerde, yani her iki cinste de görülebilmektedir.
  • Her yaştaki insanlarda görülebilir.
  • HIV / AIDS in kesin tedavisi halen yoktur.
  • HIV / AIDS in henüz koruyucu bir aşısı da mevcut değildir.

 

 

YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Diğer Başlıklar
MAKALELER YAZARLAR
HAVA DURUMU


ISTANBUL

UA-54830864-1